Çalışma Saatlerimiz: Pts - Cts - 09:00 - 18:00, Pazar Günleri Kapalı

Kalıcı Makyaj Nasıl Yapılır?

Çoğu kişi uygulama anını hafif bir batma hissi olarak tarif eder. Kişinin ağrı duyarlılığını ve uygulayıcının el hafifliğine göre farklılıklar gösterecek minimum bir rahatsızlık söz konusudur. Bölgede oluşabilecek rahatsızlığı en aza indirmek ve bölgeyi uyuşturmak için yüzeysel anestezi ve yağlar kullanılabileceği gibi, bir doktor gözetiminde lokal anestezi uygulanabilir. İşlemin uzunluğu kişinin hassasiyetine, cilt nemine, yoğunluğuna elastikiyetine ve cildin genel durumuna göre değişebilir. Ortalama süre 1-2 saat kadardır. Bir set mikro steril iğne, kalıcı renk karışımına   batırılarak kişinin istekleri doğrultusunda cilde uygulanır. Taze renk, iğneler vasıtasıyla cildin üst tabakasına zerk edilir. Dövme uygulamasının aksine, cilt hafifçe kaldırılarak renk uygulandığından, daha ağrısız gerçekleşir. Yine aynı nedenle ciltteki travma da çok daha çabuk iyileşir. Uygulama sonrasında çoğu kişi normal hayata devam edebilir. Uygulamanın tam anlamıyla kalıcı olması, bazı şeylere dikkat edilmesini gerektirir. Güneşin UV ışınlarına fazla maruz kalmak ya da solaryum seansları, cildin fazla kuru olması bazı uyuşturucular ve sigara kalıcılığını olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir. Alfa-hidroksi, retina ve glikolik asit, kalıcı makyaj uygulanan bölgelerden uzak tutulması gereken maddelerdir. Aksi halde etki azalabileceğinden belli sürelerde ekstra bakım gerekebilir. Göz kapaklarına güneş korumalı krem kullanmak, eyeliner uygulanmış gözlerde güneş gözlüğü takmak, dudaklara koruyucu sürmek gibi bazı önlemler makyajın kalıcılığını arttıracaktır.


Kalıcı Makyaj Uygulama Alanları & Mikropigmentasyon hangi durumlarda uygulanır?

Güzelleşelim Derken

“Güzelleşelim“ derken

Bu yazıda da kozmetik içerik maddelerinden bahsetmeye devam edeceğim.

Tüketici haklarında yasal olarak, kozmetik ürünlerin içerik maddeleri, üzerinde (INCI deklarasyon) yazılmaktadır. Fakat çok az tüketici Latince ya da ingilizce olan bu terimlerin anlamını biliyor. Bu sebepten, en sık kullanılan katkı maddeleri, parfüm maddeleri ve petrol ürünleri, mineral yağları/parafinleri, sizin için bir araya getirdim. Böylece ürünlerinizin içinde olmasını istemediğiniz içerik maddelerini tanıyabilirsiniz.

Bilimsel araştırmalar, parfüm ve kimyasal koruyucu içerik maddelerin, kozmetik ürünlerinde rastlanılan en sık alerji tetikleyicileri olduğunu göstermiştir.

Kozmetik ürünler ile kendimizi zehirliyor muyuz?

Kozmetik kelimesi ilaçlar haricinde vücuda ve cilde uygulanan her türlü ürünü kapsadığını daha önce belirtmiştik. Ruj, allık, oje, saç boyaları, şampuanlar, deodorantlar, güneş kremleri, el krem ve losyonları da kozmetik ürünleri arasında yer aldığını tekrar hatırlatmak istedim. En değerli varlığımız bebeklerimize doğdukları andan itibaren bu belirtilen bazı ürünleri kullanmaya bağlıyoruz ve ileri yağlara kadar değişen ihtiyaçlar doğrultusunda kullanıma devam ediyoruz.

Bu bilgileri baz aldığımızda yapılan bilimsel araştırmalarda orta yaşlarda yer alan erişkin bir insanın günde ortalama 9 kozmetik ürününü kullanmakta olduğu tespit edilmiştir (sabun, şampuan, deodorant, diş macunu en azından). Özellikle kadınların her yıl 2 kg ve üzeri kozmetik ürünlerini çoğunlukla deri yoluyla, bir kısmını da ağız yoluyla vücutlarına aldıkları belirlenmiş.

Sadece bir adet rujda ortalama 28 adet zararlı kimyasal bulunurken, bir adet saç spreyinde tam 23 adet zararlı kimyasal madde yer alabilmektedir. Bütün bunlar bedenimizde çeşitli dönüşümlere uğramaktadır. Buna rağmen bilinçsiz bir toplum olmaya devam ediyoruz ve en önemli varlığımız SAĞLIĞIMIZ söz konusuyken, hiçbir endişe duymadan umarsızca ve hatta güzelleşmek adına bunları sorgulamadan kullanmaya devam ediyoruz.

Kozmetik ürünlerinin ve cilt bakım ürünlerinin zararlı etki mekanizmaları astımdan, kanser hastalığına kadar götürebilir. Bazı kozmetik ve cilt bakım ürününü 1 kez kullanmak herhangi bir hastalık tablosu oluşturmayabilir, ancak kimyasalların gittikçe artış gösteren etkileri zamanla ortaya çıkabilmektedir. Yanlış bir şey kullanmaktansa, hiç kullanmamak daha iyidir demek aslında yanlış değil. Herhangi bir ürün alırken aşağıda belirtilen maddeleri not alıp, bu zararlı katkı maddelerinin olup olmadığını kendiniz kontrol edebilirsiniz. Kimsenin size ürünü anlatmasına gerek kalmadan siz kendi sağlığınız için kendiniz karar verebilirsiniz. Ayrıca daha detaylı kozmetik içerik maddelerini araştırıp, hangisinin ne etkisi olduğunu öğrenmek için www.incipedia.com adresinden elinizde bulunan ürünleri analiz edebilirsiniz.

Bilinmesi gereken ve ürünlerin içerisinde kesinlikle olmaması gereken katkı maddelerinden en başlıca bilmemiz gerekenler hangileridir?

Parfüm: Yüzümüze, vücudumuza, çocuklarımıza kullandığımız nemlendirici ve şampuanlarda hoş bir koku sağlayan parfüm içeriğinin doğal yağlardan elde edilmediği sürece sağlığa zarar verdiği biliniyor. Kozmetik ürünlerinin içine eklenen bu yapay kokular, cilt alerjilerine ve solunum problemlerine, alerjik döküntülere, cilt renginin bozulmasına, cilt kaşıntılarına yol açabilir.

Sadece hassas ciltlilerin değil, tüm cilt tiplerinin uzak durması gereken parfüm içeriği şampuan, vücut losyonu, nemlendirici, kolonya ve saç kreminde karşımıza çıkıyor.

Kimyasal Koruyucular: Cildimize katı sağlamak yerine, bir araya getirilen içerik maddelerinin ve en yüksek oran olan suyun mikrobiyal oluşumu önlemek ve ürünün raf ömrünü uzatmak için kullanılırlar. Toksik oldukları bilinmesine rağmen oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Çünkü maliyeti doğal koruyucular ile kıyaslandığında çok ucuzdur. Maalesef pek çok alerjik reaksiyonlara ve cilt rahatsızlıklara neden olurlar.

Ciltte tahrişe sebep olurlar. Kızarma, kaşıntı ve acıma hissi gibi belirtiler olabilir. Ciltte alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Cildin daha erken yaşlanmasına sebebiyet verir. 

 Mineral Yağlar: Cildin gözeneklerini tıkar ve cilde plastik görüntüsü veren bir petrol türevidir. Akne ve diğer bozuklukları destekleyen toksinlerin, ölü hücrelerin cilt tarafından atılmasını engeller. Cilt fonksiyonunun ve hücre gelişiminin hızını düşürür. Pek çok üründe kullanılır. Üreticiler Petro Latium kullanırlar çünkü çok ucuzdur.

1920-1943 yıllarında mineral yağların neden olduğu 1441 kanser vakası bildirilmiştir.

 

Hatice İNANIR

Usta Öğretici

Uzman Estetisyen

KOZMETİK NEDİR?

Modacı Chanel en büyük devrimini güneşe çıkarak yapmış ve bronzluğun güzelliğini kabul ettirmiş ve güneş ürünleri üreten sektörün temeli atılmıştır. 1. Dünya Savaşı sonrasında kozmetik çalışmalar bilimsel anlamda yapılmaya başlanmıştır.


Kozmetik Nedir?

Kozmetik, saçlara, tırnaklara, dişlere, dudaklar ve cilde uygulanmak üzere hazırlanan ve bunları korumak, temizlemek, koku vermek ve hatta görünümü değiştirmek için kullanılan ürünlerdir. Aslında vücudun güzelleştirilmesi, bakmış ve şekillendirilmesi, çekiciliğin arttırılmasını amacıyla hazırlanan ürünler ve uygulanan bakımlardır.


Süslenmek, güzel görünmek ve hoş kokmak, kişinin kendini iyi hissetmesi ruh sağlığı için önemli olduğu kadar aynı zamanda sosyal bir davranıştır. Kozmetiğin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar çok eski çağlarda çamur ve suyu kullanarak, termal suları keşfederek hastalıklarını tedavi etmişler.


Erkekler düşmanlarını etkilemek için boyanırken, kadınlar da süslenme amaçlı boyanmışlardır. Bunun tarihteki en bilinen örneği Mısır kraliçesi Kleopatra’ dır. Kleopatra Nil kumuyla cildine peeling yapıyor, sütle güzellik banyolarına giriyor ve çeşitli bitki karışımlarıyla maskeler uyguluyor, çamur banyosundan sonra vücudunu esanslarla ovduruyor ve parfümleniyordu.


Eski Mısır’dan Roma’ya kadar birçok yerde tedavi amaçlı şifalı banyolar kullanılmıştır.


Kil olan çamur, binlerce yıldan beri yeryüzünün tüm zenginliklerini taşıdığı için insanlar tarafından ilaç yerine de kullanılmıştır. Bugün eskiden olduğu gibi doğrudan çamur banyolarına girilerek aktif maddelerinin kullanımına devam edilmektedir. 20.yüzyıla kadar kadınlar yüzlerini şapkalar altında saklayarak ve pudralanarak güzel olmak adına ciltlerini beyaz tutmaya çalışmışlardır.


Modacı Chanel en büyük devrimini güneşe çıkarak yapmış ve bronzluğun güzelliğini kabul ettirmiş ve güneş ürünleri üreten sektörün temeli atılmıştır. l. Dünya Savaşı sonrasında kozmetik çalışmalar bilimsel anlamda yapılmaya başlanmıştır.


Kozmetik sektörü var gücüyle gençlik iksirinin izini sürmeye devam etmektedir. Sağlığın ve gençliğin korunması ya da sadece güzelliğin vurgulanması için kozmetik ürün kullanımı günlük yaşantının bir parçası olmuştur. Ancak bugün bitkisel kökenli içerik maddelerin yerini sentetiklerin almasıyla artan etkinliğin yanında problemlerde de artış görülmektedir.


Çünkü kozmetik endüstrisi, reklamlarla oluşturulan yanılsamaları çok iyi hazırlamaktadır. Reklam kampanyalarında genç ve güzel bayanlar kullanılarak, tüketiciye şu mesaj verilmektedir: Siz de bu ürünü kullanırsanız böyle güzel görünürsünüz. Her moda yeni umutlar doğurur, bu değişen moda akımlarıyla cildin daha genç görüneceği umutlar tekrar tazelenir ki, cilt ihtiyaçlarını değiştirmemesine rağmen. Kozmetik ürünlerinin muhteşem ambalajları, lüks ve zarafet hissini tetiklerken, gerçekle hiç alakası yoktur aslında. Çünkü cildin ihtiyacı olan lüks ambalaj, kavanoz ya da o hepimizin açar açmaz kokladığı parfüm değildir. Bunların cilde uyumluluğu ve etkililiği ile bir ilgisi yoktur – bu kaplar sadece ürünün fiyatını artırır. Aynı şey ambalajlama için de söylenebilir. Ambalajlama, bir yığın gereksiz atık oluşturur ve cildi daha güzel hale getirmez.  

Hatice iNANIR

Kavitasyon nedir?

Kavitasyon nedir?

Kavitasyon ile Vücut Şekillendirme de Etkin Çözüm Yağ Dokusunda Azalma Selüloitte Düzelme Cilt Sıkılaştırma

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada hızla ilerleyen obezite önemli bir sorun haline gelmiş, fazla kilolar ve bölgesel fazlalıklar sağlığı tehdit edecek boyutlara ulaşmıştır. Estetiğin dışında, önemli bir sağlık sorunu olan obezite insanları çeşitli arayışlara yönlendirirken, diğer taraftan da sürekli yeni teknolojiler ile bu sorunlara çözümler geliştirilmektedir. Bölgesel incelme ve zayıflamada sistemleri içerisinde kavitasyon uygulaması kilo sorunu yaşayanlara yönelik geliştirilmiş etkili bir yağ parçalama yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kavitasyon uygulaması; kişilerin sağlığını tehdit eden fazla kilolarından kurtulabilmek için tercih edebilecekleri yağ hücrelerini parçalama yöntemidir.

Kavitasyon, vücuda dışarıdan üst deriye (Epidermis) düşük frekanslı ultrasonik ses dalgalarının verilmesiyle, bölgesel deri altı yağ dokusunun parçalanması ve bunun sonucunda sıvılaşan yağ dokusunun karaciğer ve lenf yolu ile bölgeden uzaklaştırılması esasına dayanan bir yöntemdir.

Kavitasyon uygulamasında; ultrasonik dalgaların yayıldığı yağ dokusunda, güçlü bir titreşim oluşur. Bu oluşan enerji dalgası yağ dokusundaki hücre sıvısında ani ve yüksek basınç oluşturarak yağ hücrelerinin zarlarını parçalar. Parçalanan yağ hücrelerinin içinden çıkan yağ asitleri de metabolizma tarafından vücuttan atılır. Bölgesel yağ birikimlerini azaltmak ve vücudu yeniden şekillendirmek için güvenli, ağrısız ve etkin bir yöntem olup, cerrahi bir uygulama değildir.

Kavitasyondaki amaç; medikal sistemler olan liposuction ve lipoliz de olduğu gibi yağ hücrelerine etki ederek onları yok etmektir.

Uygulamalarda sonuç beklentisi nedir?

Kavitasyon uygulamasında diğer zayıflama sistemlerinin aksine çok hızlı sonuçlar gözlenir. Yağ hücrelerinin parçalanmasıyla ilk seansın hemen sonunda 1 – 10 cm arasında ölçü farklarını görülebilir. Ancak bu incelme kişiden kişiye, yağ kalınlığına göre değişim gösterebilir.

Uygulama sırasında neler hissedilir?
Kavitasyon uygulaması sırasında düşük frekanslı ultrasonik ses dalgalarının etkisi ile kulakta hafif ile bir çınlama duyulur. Bu çınlamanın herhangi bir yan etkisi veya zararı bulunmamaktadır.  Uygulaması sırasında acı veya rahatsız edici bir durum olmadığı gibi, masaj etkisi ile rahatlama sağlanır. Uygulama bittikten sonra bazı kişilerde uygulama bölgesinde kızarıklık görülebilir. Çok nadiren de olsa bazı kişilerde birkaç gün karın bölgesinde geçici ağrı veya morluk oluşabilir.

Kavitasyon kaç seans uygulanmalıdır?

Kavitasyonda uygulama seansı kişiden kişiye ve yağlanmanın kalınlığına göre değiştedir. Ancak ortalama süre 8 – 10 seans arasında olup gözle görülür bir incelme sağlanmaktadır.

Kavitasyon seans süreleri ne kadardır?

Kavitasyon seans süreleri min. 8 dk.’ dır ve bölgesel olarak maksimum 20 dakikadır. Tüm vücuda maksimum uygulama süresi 40 dakikadır.

Kavitasyon seans aralıkları ne kadardır?

Kavitasyon haftada maksimum bölgesel 20 dk. ve 1 seans uygulanabilir.

Kavitasyon uygulaması sırasında beslenme veya diyetisyen yardımı alınmalı mı?

Kavitasyon uygulaması yaptıran kişiler beslenmelerine mutlaka dikkat etmelidirler. Beslenme danışmanı eşliğinde kişiye özel beslenme programları hazırlanır. Çünkü dengesiz ve fazla yemek kaybedilen yağların yeniden oluşmasına neden olacaktır. Yaşa ve bedene uygun dengeli bir beslenme programı uygulanmalıdır.

Kavitasyon güvenli bir metot mu?
Kavitasyon Ultrasound enerjisinden elde edilen bir sistemdir. Son derece güvenli olan Ultrasonlar anne karnındaki bebeğin izlenmesi gibi tıpta ortopedi, romatoloji, fizik tedavi dahil birçok alanda uzun yıllardan beri kullanılmaktadır. Ayrıca kesinlikle cerrahi bir işlem değildir. Herhangi bir kimyasal işlem veya deri altına yapılan bir enjeksiyon da değildir. Daha sonrasında kişiyi rahatsız edecek kesik, çizik, ameliyat ve dikiş izi görüntüsü oluşmamaktadır. Uygulama sonrasında çok rahat bir şekilde günlük hayata devam edilebilir. 8- 25 dakikalık kısa uygulama süresi öğlen yemeği arasında bile uygulamanızı rahatlıkla yaptırıp, sonrasına işinize devam edebilirsiniz. Diğer birçok zayıflama sisteminde olduğu gibi uzun zaman ayrılması gereken bir uygulama değildir. Ülkemizde ve dünyada güvenle kullanılan bir sistemdir.

Kavitasyon uygulamasını kimler yaptırabilir?
Kavitasyon uygulamasına uygun kişiler genel olarak fazla kiloya sahip yani yağ hücre sayısı olması gerekenden fazla olan ya da yağ hücre ebadı olması gerekenden büyük olduğu durumlardır.

Erkekler Kavitasyon yaptırabilir mi?

Evet, kavitasyon erkeklere de uygulanabilmektedir.

Kavitasyon hangi vücut bölgelerine uygulanabilmektedir?

*Kavitasyon uygulaması yağ dokusunu hedeflediğinden özellikle yağların yoğun olduğu bel bölgesi, karın bölgesi, göbek çevresi rahatlıkla uygulanabilir.

Kavitasyon uygulaması selüloitti olan kişilerde etkili mi?

Selüloit derinin portakal kabuğu görünümünde olması ve bozulmuş yağ hücresi olarak tanımlanır. Kavitasyonda uygulamasında direk yağ hücrelerini hedef aldığı için rahatlıkla uygulanır. Ayrıca bir miktar ısı etkisi ve masaj etkisi ile vücut sıkılaşmasını destekler. Genel olarak 8-10 seans uygulama yapılmalıdır.

Kavitasyon uygulaması sonrasında önerilen aktiviteler var mı?

Kavitasyon seansı sonrası mutlaka özellikle 2-3 gün yoğun egzersiz yapılmalıdır. Yoğun egzersiz metabolizmayı hızlandırarak yağların yakılması içindir. Egzersizler parçalanan ve serbest kalan yağ asitlerinin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlanır.

İlk seansta bile yağ dokusunun yumuşadığı hissedilebilir, ancak kilo kaybı seanstan sonra değil, takip eden seanslarda ortaya çıkar. Yedinci günden sonra daha belirgin hale gelir ve 15. günden sonra yağ dokusundaki azalma rahatlıkla fark edilebilir. Özel vücut analiz cihazı ile yağ ölçümü yapıldığında verilen kiloların uygulama yapılan bölgelerdeki yağlardan olduğu görülür.  

Kavitasyon uygulama süreleri kişiden kişiye değişim gösterir. Haftada toplam 40 dk.’ dan fazla uygulama yapılmaz ve seans aralıkları tamamen kişiye özel hazırlanır.

Kavitasyon uygulaması kimlere yapılmaz?
* Böbrek yetersizliği olanlarda

* Lenfatik dolaşım bozukluğu olanlarda

* Karaciğer bozukluğu olanlarda

* Koroner Kalp hastalarında

* Kalp pili ve stendli hastalarda

* Kronik karaciğer hastalığı olan hastalarda

* Kan koagülasyon (pıhtılaşma) disfonksiyon rahatsızlıkları bulunan kişilerde

* Yüksek tansiyon hastalarında

* Metabolizma bozukluğu olanla

* Hamilelerde

* Akut veya kronik hastalıklar

* Ciddi patolojik değişiklikler yaşamış kişilerde

* Kadınlarda adet dönemlerinde

* Uygulama bölgesinde yara veya dermatit bulunan kişilerde

* Uygulama bölgesinde metal protez bulunan kişilerde

Kavitasyon öncesinde uyulması gerekenler nelerdir?

Kavitasyon bir yağ dokusu üzerinde etkili bir yağ parçalama yöntemidir. Vücutta parçalanan yağ asitlerinin lenf yoluyla vücuttan atılabilmesi için bol su tüketilmesi önemlidir. Kavitasyon seansına başlamadan 1-2 gün öncesinden en az günlük 2,5 – 3 litre su içilmelidir. Tükettiği kafein, alkol miktarı kadarda su tüketmelidir.

Kavitasyon Uygulaması sonrasında Önerilen Aktiviteler nelerdir?

Dolaşım sistemin hızlanması için kavitasyon uygulaması sonrasında mutlaka fiziksel aktivite arttırılmalıdır. Dolaşım sistemin hızlanmasının yanı sıra kalori harcamada da olumlu katkı sağlanmış olacaktır.

Kavitasyonun avantajları nelerdir?

* Ağrısız bir yöntemdir

* İyileşme süresi gerektirmez

* Etkili sonuç

* Kalıcı sonuç

* Yağ parçalamada etkili

* Seans süreleri kısa

* Hızlı sonuç

* Yara, iz gibi yan etkileri yok 
Kavitasyon, etkili, kısa sürede sonuç veren basit ve ağrısı acısı olmayan kolay bir yağ yakma sistemidir.

Lazer Epilasyon Nedir?

Lazer Epilasyon Nedir?

Lazer epilasyon teknolojinin getirdiği yeni epilasyon yöntemlerinden birisidir. Lazer epilasyon, istenmeyen kıl köklerinin lazer ışınlarını kullanarak kalıcı ve sağlıklı olarak yok edilmesidir. Lazer ışığı, bildiğimiz ışıktan farklı olarak ışığın tek dalga boyunda düz bir demet halinde yayılmasıdır. Milisaniyelik atışlarla cilde uygulana lazer ışını, kıla renginin veren melanin pigmenti tarafından emilir ve çevre dokuya zarar vermeden seçici olarak kıl köküne yoğunlaşır. Kıl kökünde ısı oluşturur ve kıl kökünü tahrip eder.
 
Tüylerin kökleri işlevini bir seferde kaybetmez. Bu sebeple işlemin tekrarlanması gerekir. İşlemin kaç kez tekrar edeceği tüylerinizin yapısına göre ve uygun aralıklarla belirlenir. Günümüzde yaygın olarak kullanılan Alexandrite lazer sistemi ile daha az enerji uygulanarak ciltte hasar oluşturmadan ve daha etkili şekilde lazer epilasyon yapılması amaçlanmaktadır.
 
Lazer işlemlerine başlayabilmek için o bölgedeki tüyleri bir süre kökten almadan beklemek gerekir. İşleme başlamak için tüylerin uzun olmaları gerekmez, köklerin tüy çıkarmış olması yeterlidir. Lazer, göz çukuru ve kaşlar hariç bütün vücuda uygulanabilir. Yüz, ense, kulaklar, boyun, kol, koltuk altı, bacak, kalça, sırt, göbek, omuzlar ve bel bölgelerinin yanı sıra göğüs ve bikini çizgisi gibi hassas bölgelerde de rahatlıkla uygulanabilir. 
 
En iyi sonuç alınan bölgeler koltukaltı, bacak ve genital bölgedir. Yüz bölgesinde doğru cihaz ve enerji kullanımı çok önemlidir. Aksi takdirde yüzdeki ince tüylerde kalınlaşma ve çoğalma görülebilir. 
 
Lazer epilasyonun zararları nelerdir? 
Yıllara yayılacak biçimde ve her ay yaptırmıyorsanız, araştırmalar 4-5 seans lazer epilasyonun sağlığa bir zararı olmadığını gösteriyor. Ancak cildinizin durumu, işlemin nasıl uygulandığı ve sonrasında cildinize yaptığınız bakım önemli. Öncelikle cildinizde sivilce, uçuk veya egzama gibi bir deri hastalığı olmamalı. Ayrıca güneş ışınlarına alerjiniz varsa, güneşte ya da solaryum da cildiniz yanıp tahriş olduysa kesinlikle lazer epilasyon yaptırmamalısınız. 
 
Lazer epilasyon ile jilet, ağda ve epilatör yöntemlerine göre çok daha kalıcı, konforlu ve hijyenik sonuçlar elde edilir. Belli aralıklarla birbiri ardına uygulanan seanslar sonucunda tüylerin yüzde 90–95’i kalıcı olarak tahrip olabilir. Sadece çok az miktarda çok ince ve çok açık renkli tüyler kalabilir. Belli aralıklarla tekrarlanan seanslar sonrasında cilt ve kıl yapısının uygun olması halinde uygulama yapılan bölgedeki kılların kadınlarda yüzde 70-90’ı, kadınlarda ise yüzde 60-80’i kalıcı olarak temizlenir. Geriye kalan kıllar ise ince, açık renkli ve kozmetik önemi az olanlardır.
 
Hamileler üzerinde şu ana kadar lazer epilasyon ile ilgili herhangi bir araştırma ya da deney sağlanmamıştır ki böyle bir araştırmanın yapılabilmesi de çok fazla etik sayılmaz.  Uzmanlar ellerinde bir sonuç ya da tez olmadığı için hamilelere lazer epilasyonu önermezler. Sadece annenin iç huzurunun sağlanması, lazer yaptırırken bebeğin hareketleri ve hafif ağrının anneyi telaşlandırması düşünülerek tavsiye edilmemekte, lazerin hamilelik dönemince ertelenmesi öngörülmektedir.