Yağ Asitleri

Yag Asitleri

Yağ asitleri yağların yıkımı sonucu üretilen asitlerdir. Sağlık için yararlı yağlar olarak kabul edilirler. Suda iyi çözünmezler ve hücreler tarafından enerji kaynağı olarak kullanılırlar. Monodoymamış( en az bir çift karbon atomunu çift bağla birleşir.) Doymamış yağ asitleri suda çözünen yağ asitleriyle birleşemez.

Bir çift bağdan fazla bağa sahip olan yağ asitlerine çoklu doymamış denir. Çoklu bitkisel yağ (sıvı yağ) çoklu doymamıştır veya doygun hale getirilebilir-( kanda kolesterol birikimine yol açabilir). Doymamış ve çoklu doymamış yağlar kandaki kolesterolün düşmesine yardım eder. Çoğu yağ, üç yağ asidi molekülü ile birleşen bir gliserin molekülü içerir. Bütün yağ asitleri hidrojen atomlarının bağlı olduğu uzun karbon atomları zinciridir. Yağ asidi molekülleri bir yağ molekülü oluşturmak için bir gliserin molekülüne bağlanır.

Trigliserid, gliseriolün üç yağ asidi ile esterleştiği bir gliseriddir. Bitkisel ve hayvansal yağların temel bileşkenidir. Doğal olarak oluşan trigliseridlerdeki yağ asitlerinin zincir uzunlukları, çeşitli boylarda olabilir, fakat genel olarak 16,18 ve 20 karbonlardır. Bitkilerde hayvanlarda bulunan doğal yağ asitleri, biosentez edilme yolları sebebiyle genellikle genelde çift sayıdaki karnon atomlarından oluşurlar


Güzel bir cilt için yağ asitleri:

Yağ asitleri, aynı zamanda cildin sağlıklı kalmasını ve erken yaşlanmasını önlemeye yardımcı olur. Cildin doğal yağ tabakasını korumak ve güneşin zararlı ışınlarından, dehidrasyondan,enfeksiyondan korunmak için cilt bakım ürünlerinde shea yağı, jojoba yağı, avustralya fındığı yağı, gecesefası yağı kullanılır.

Çeşitli türlerde yağ asitleri vardır. Büyük ihtimalle Omega-3 gibi bazı türleri duymuşsunuzdur. Omega-3, Omega-6 gibi temel yağ asidi olarak kabul edilir. Omega-9 ise diğerlerinin aksine vücut tarafından üretilir.

Omega-3 ve Omega-6 yağ asitleri balıkta ve bazı sebzelerde bulunur. Vücutta üretilemedikleri için gıda veya doğal süplemanlarla vücuda takviye edilir. Fakat, bunları kullanmaya başlamadan önce doktora danışmak gerekir.

Temel yağ asitleri kandaki gerekli lipid değerini korumak için gereklidirler. Düzenli kan basıncı ve kan pıhtılaşması için de gereklidirler. Diğer bir önemli işlevi ise enfeksiyon veya yaralanma durumlarında enflamasyonu control ederler. Temel yağ asitleri bağışıklık sisteminin uygun bir şekilde çalışmasına yardım eder. Genellikle bütün  yağ çeşitlerini sağlığa zararlı görürüz, fakat yağ asitleri ideal sağlık dengesi için elzemdir.

Çoğu insanda Omega-3 eksikliği vardır. Omega-3 eksikliğinin en yaygın belirtilerinden birisi depresyondur.

Temel yağ asitleri günümüzde haberlerde yararlı yağlar olarak gösteriliyorlar. Yeni çalışmalar yapıldıkça, yağlar hakkındaki bilgilerimiz de değişiyor. Julius Fast’in ilk kitabı ‘’Omega-3 Buluşu’’ndan beri (Tucson, Arizona: The Body Press 1987, ISBN 0-89586-625-0) değişmeyen bazı bilgiler de yok değil. Örneğin, sağlığa yararlı yağlar zararlı yağlarlara karşı mücadele eder, dolayısıyla yeterli miktarda yararlı yağ tüketirken transyağların ve kolesterolün(hayvansal yağ) vücuda girişini azaltmak gerekir. Aynı zamanda, yararlı yağlar HDL ya da iyi kolesterolü artırır. Yüksek Yoğunluktaki Lipoprotein(HDL) veya diğer bir isimle iyi kolesterolün görevlerinden birisi kötü kolesterolü(LDL: Az Yoğunluktaki Protein)  azaltmak ve bunları yıkıma uğratılan karaciğere götürmektir. Diğer bir deyişle, bu yararlı yağlar, zararlı yağların yol açtığı birtakım zararlı giderirler.

Soya peyniri ve fasülyesi, kanola, ceviz ve keten tohumu da gerekli yağların alınması için alınması gereken gıdalar. Bu gıdalar, sağlıklı cilt bakımında temel ihtiyaç olan omegalara dönüşebilen alfa-linolenik asit(LNA) içerirler.

Klinik deneyler omega-3 yağ asidi takviyelerinin  kardiyovasküler rahatsızlıkları(ölümcül olmayan kalp krizleri ve çarpıntıları) azaltabildiğini gösteriyor. Dahası, koroner hastalarda damar tıkanıklığını ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Besinlerden artan miktarlarda omega-3 yağ asidi alımı, takviyelere göre her zaman daha iyidir.

Hücrelerde,  trigliseridler palmitik, oleic ve stearik ya da alfa linoleik asitlerden meydana gelirler. Gliserollerden oluşan bu yağlar, diğer moleküllerin aksine hücrenin çift katmanlı fosfolipid zarıyla tepkimeye girmesini engelleyen kutupsuz özelliği sayesinde kolayca hücre zarından geçebilirler. Trigliseridler kanda parçacıklarından tekrar oluşurlar ve yağ asitlerini yağ hücrelerine ulaştıran ve diğer işlevlerini sağlayan lipoproteinlerin bir parçaıs haline gelirler.  Çeşitli dokular serbest yağ molekülleri salgılayabilir ve bunları enerji kaynağı olarak kullanabilir. Yağ asitleri trigliserit sentezi ve depolaması yapabilirler. Vücut yağ asitlerine enerji kaynağı olarak ihtiyaç duyduğunda, glukagon hormonu serbest yağ asitleri salgılanması için hormon hassasiyetine sahip lipazlara trigliserid yıkımı için sinyal verir.

Teşekkürler: